Fast food’a karşı geliştirilen ’slow food’ ve ‘yavaş şehir’ felsefesine en uygun yerlerden biri olan İzmir Urla’da bağ kurup butik, organik şarap üretimine başlayanların sayısı artıyor. Bölgenin gelecekte Kaliforniya’daki Napa Valley gibi şarap turlarının düzenleneceği merkezlerden biri olması bekleniyor.
İzmir’in Urla bölgesi, Kaliforniya’daki ünlü Napa Valley gibi geleceğin butik şarap merkezi olmaya aday. Bağcılık ve şaraba gönül verenler, “yavaş şehir” felsefesinin hayata geçirilebileceği Urla, Seferihisar gibi İzmir’in yarımada bölgesinde toplanmaya başladı. Butik ve organik şarap üretimi için mesleklerini bırakıp Urla’ya yerleşenler, önce küçük miktarlarda sadece kendileri için yaptıkları üretimi zaman içinde bağları genişledikçe keyifli bir iş alanı haline getirmeye başladı. Bağ evlerine düzenlenen şarap tadım turlarında, ziyaretçilere hemen önlerinde uzanan bağın üzümlerinden yapılan şarapları sunan ve kısıtlı miktarlarda satış yapan Urla’daki butik şarap üreticileri, yavaş şehir felsefesini hayata geçirebilmek için çaba gösterdiklerini söylüyor.
Urlice markası ile butik şarap üreten Bilge ve Reha Öğünlü çifti, yedi yıl önce ABD’de işlerini bırakıp hayallerini gerçekleştirmek üzere Urla’ya yerleşmiş. Bilge Bengisu Öğünlü, ünlü marketler zinciri K Markets’ın mimarlık departmanının bölüm başkanı, Reha Öğünlü ise ünlü müzik ve kitap evleri Borders’da çalışıyormuş. Michigan’da yaşayan çift Türkiye’ye her gidiş gelişlerinde hayallerindeki projeye biraz daha olgunlaştırmış ve 2002 yılında Urla’da ilk çubuklarını dikmeye başlamışlar. Bilge Öğünlü “Böyle bir projeyi gerçekleştirmenin temelinde zaten bağların içinde büyümüş olmamızın etkisi oldu. Annemin burada bağları vardı. Yedi yıl önce hayallerimizi gerçekleştirmeye başladık ve başarılı da olduk” diyor.
İlk tepkiler olumlu
Geçen haftalarda Türkiye’ye gelen dünyanın en ünlü şarap uzmanı ve Financial Times yazarı Jancis Robinson kör tadımla, yani markalarını bilmeden yaptığı tadımlarda Urlice şaraplarından Urlice 2005 Merlot-Shiraz’a en yüksek notlarından 16 puan verdi. İtalya’da fast food ve küreselleşmenin olumsuz etkilerine karşı gelişen “Yavaş Şehir” düşüncesinin fikir babası ve öncüsü İtalyan Carlo Petri’nin de Urlice’yi ziyaret ettiğini söyleyen Bilge Öğün çok olumlu tepkiler aldıklarını söyledi.
“Yavaş Şehir” düşüncesinin içinde yöresel lezzet, gelenek ve görenekleri korumak olduğunu söyleyen Reha Öğünlü ise “Bunun için yaptığımız üretimin ‘adil, temiz ve iyi’ olmasına dikkat ediyoruz” dedi. Adil üretim için sürdürülebilir tarım yapmak gerektiğini, bunun için çevreyi korumak gerektiğini söyleyen Reha Öğünlü “Örneğin çevreye zarar vermemek için yabani ot ilacı kullanma yerine işçi tutup çapa yaptırıyoruz. 22 dönümlük arazinin çapası için çok sayıda işçi çalıştırmak gerekiyor. İşçileri daha ucuz olsun diye uzak yerlerden getirme yerine bulunduğumuz çevrenin çalışanlarından seçiyoruz. Biraz maliyetli oluyor ama bu çevrede yaşayanlar da bu bağın getirilerinden yararlanmış oluyor. Bu da yavaş şehir düşüncesine uygun bir tarz” diyor.
Bilge Öğünlü, iyi ürün alabilmek için ise “yeşil hasat” yaptıklarını anlatıyor. Asmada ne kadar az salkım olursa ürünün kalitesinin o kadar çok arttığını söyleyen Öğünlü “İstesek 30 ton alabileceğim bağdan, dallarda birkaç salkım bırakarak sadece 9-10 ton ürün alıp üzümün kalitesini artırıyoruz. Bunun sonucu bu üzümden yapılan şarabın da kalitesi çok yüksek oluyor” diyor.
Şaraplarının büyük market zincirlerinde bulunmasının mümkün olmadığını söyleyen Öğün çifti, sadece bazı özel restoranlar ile tadım için bağa gelenlere arzu ederlerse satış yaptıklarını söylüyorlar.
Fransa’ya eğitime gitti
Urla’da bağcılık ve şaraba sevdalı bir başka çift ise Ayda ve Uğur Kalelioğlu. Esas mesleği diş hekimliği olan Ayda Kalelioğlu butik şarap üretimine ilişkin özel eğitim için Fransa’ya gitmiş ve sertifika almış. Kuzey Fransa ile Güney Almanya’nın Fransa sınırında özellikle Champagne ve Bourgogne bölgelerinde araştırma ve incelemeler yapan Ayda Kalelioğlu, daha sonra Güney Fransa Bolen’de Universite du vin’de eğitim almış. Üzümün bağdan hasat edilip, şarabın şişelenmesine kadar geçen sürecin, teknik adıyla “oenologie” eğitim alan Kalelioğlu, “Kendi şarabımızı üretirken yabancı uzmanlarla çalışmak yerine, kendi uzmanlarımızı yetiştirmenin daha doğru olduğunu düşündük. Bu amaçla bu konunda en deneyimli ülke olan Fransa’ya gidip bu eğitimi aldım” diyor.
Kalelioğlu çifti de yıllarca kendi bağlarını kurup, şarap üretme hayallerini gerçekleştirmek için ilk adımı, şarap üretiminde tarih boyunca önemli bir yer tutan Urla’ya yerleşerek atmış. Esas mesleği avukatlık olan ve İzmir’de bir hukuk bürosunun sahibi olan Uğur Kalelioğlu görev bölüşümünde bağdan sorumlu. Yaklaşık 20 dönümlük arazilerinde traktörün üzerine çıkıp bağ süren, budama yapan, binlerce kökün her biriyle tek tek ilgilenen Kalelioğlu, yine avukat olan diğer iki ortakları Serpil ve Can Şener’le birlikte 2003 yılında kurdukları bağın geçen altı yılda arzuladıkları düzeye geldiğini söylüyor. Butik şarap için deneme üretimine başladıklarını söyleyen, ileride U.S.C.A markasıyla üretim yapacaklarını söyleyen Kalelioğlu çifti “Urla’da eskiden var olan geniş bağ alanlarının canlandırılmasına yönelik çalışmalar son yıllarda artmasına rağmen şaraplık üzüm değerlendirilemediği için sıkıntılı bir döneme gelindi. Yerli üretici bağlarını söküp atıyor. Biz kaliteli ve kontrollü şaraplık üzüm bağcılığının, küçük ölçekli işletmelerin varlığı ile gelişeceğini düşünüyoruz. Bu girişimler yöre ekonomisi ve istihdamına katkının yanı sıra doğa ve çevreyi korumaya da hizmet edecek. Butik şarap üreticiliği, bağbozumu zamanı üretime katkıda bulunup kendi şarabını yapıp içmeye meraklı olanlar için önemli bir sektör haline gelebilir” diyor.
Yavaş şehir felsefesinin en iyi hayat bulabileceği yerlerden birinin Urla olabileğini söyleyen Kalelioğlu çifti, bölgede butik şarap üreticilerinin sayısının artması durumunda birbirinden güzel üretim ve tadım tesisleri kurulabileceğini, bunun da Urla’ya ve İzmir turizmine yepyeni bir kimlik kazandıracağını söylüyor.
Kaynak: Referans
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


