Prof. Dr. Mehmet TUNÇER
Geçenlerde bir arşiv taraması yaparken “En Büyük Çevre Sorunu: Savaş” başlıklı iki yazımı buldum. Bugün bunları sizinle paylaşmak istiyorum.
Geçenlerde bir arşiv taraması yaparken “En Büyük Çevre Sorunu: Savaş” başlıklı iki yazımı buldum. Bugün bunları sizinle paylaşmak istiyorum.
Bolu İli Çevre Düzeni Planlaması (Ekonomik, Mekânsal, Sosyo-kültürel Gelişme Deseni - 1/100 000 Ölçekli) 1998 yılı sonlarından itibaren Bolu Valiliği, Bayındırlık ve İskân İl Müdürlüğü tarafından hazırlatılmaktadır . Bu çalışma; Bursa İl Bütününü içeren planlama çalışması benzeri, ülkede İl bazında yapılması bakımından öncü çalışmalardan biridir. Merkezi yönetimin yerel birimi (Valilik, Bayındırlık İskân Müdürlüğü) tarafından ele alınarak sorunların çözümüne yönelik bütüncül yaklaşımlar getirmeyi hedefleyen bir planlama çalışmasıdır.
1970’li yıllar, İtalya ve İtalyan kentleri için dramatik bir dönem olmuştur. Ekonomik kriz, terörizm, refah tutarlarındaki patlama ve bütçe açıkları, aşırı borçlanmış kentler, bu on yılın İtalyan Kentleri açısından karakteristiğidir.
“DOĞA PARKLARI (Nature Parks)” önemli doğal alanlarda, tehlike altında ya da kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler ile seçkin örnekleri içeren ve mutlaka korunması gereken doğa parçaları üzerinde oluşturulan parklardır.
İstanbul'da Osmanlı-Türk dönemi bahçe mimarisi ve su kıyısı kullanımlarına ilişkin araştırma ve incelemeler yeterli denilemez. Çünkü bugün, olduğu gibi korunabilmiş tek bir Türk bahçesi bulamayız. Eski bahçelerden pek azı, çok bozulmuş ya da harap olmuş bir biçimde, bize kadar kalmış, ötekiler de bütünüyle ortadan kalkmıştır. Su kıyısı düzenlemeleri de benzer şekilde genellikle ortadan kalkmış, yok olmuştur.
Prof .Dr. Mehmet TUNÇER
Bu yazının amacı: Dünya kültür mirası içinde önemli bir yeri bulunan Antakya Tarihi Kent Dokusu’ nun korunması ve geliştirilmesi amacıyla “Koruma Amaçlı Planların” yeniden ele alınması ve uygulamaya yönelik olarak “Koruma Amaçlı Kentsel Tasarım Projeleri” ile detaylandırılmasıdır. Planlama, projelendirme ve uygulamaya yönelik olarak koruma / geliştirme politikaları oluşturulmasıdır. Planlama, projelendirme ve uygulamaya yönelik zamanlama ve hizmetin parasal çerçevesinin çizilmesidir.
1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Haziran ayının ikinci haftası ile başlayan haftayı, okullarımızda da Çevre Koruma Haftası olarak kutlamaktayız.
Ankara binlerce yıllık birikim sonucu oluşmuş bir kenttir. Ankara ile birlikte düşünülen en önemli iki sembolik öğe Kale ve Çankaya’dır. Biri tarihi geçmişi, öbürü ise Cumhuriyet Türkiye’sini sembolize eder. Ankara’da zengin bir kültür birikimi bulunmaktadır ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş, modern bir “Başkent” oluşturma idealinin gerçekleştiği kenttir.
Yerel seçimlere az kaldı ve bizler geride bıraktığımız
yıllarda bize cansiperane (!) hizmet
veren büyük, küçük belediye başkanlarını ve yönetimlerini aratmayacak (!) yeni
“Şehremini” ler (Belediye başkanları) seçeceğiz.
Belediyelerimiz, az zamanda çok büyük işler başarıp, alt-üst geçit inşa süreçlerini neredeyse 60 güne indirdiler, belki de uzun vadeli toplu taşın sistemleri yerine, kısa zamanda gözle görülen işlerle başarılar elde ettiler. Eh, ama metromuz
da yapılmaya başladı nihayet, bitenler, işlemeye
başlayanlar da var..
Ankara’da
Mevcut ve Planlanmış Raylı Sistemler
Havuzlarla bezendi kentimiz, ama yayalardan çok araçlara
yönelik sanki.. Büyük parklar yapıldı, yeşil oranı az, yapı oranı fazla ama
olsun...Kızılay’da, bir çok meydan ve ana yolda yaz bozlarla yeni keşifler
denendi, şehircilik, ulaşım, peyzaj ilkeleri dışında her şey yapılmaya
çalışıldı. Gene de; planlama ve projelendirme geçmişi 1980’li yıllara uzanan,
90’li yıllarda uygulamalarına başlanan, bazı büyük projelerin de sürdürülerek
tamamlanmış olması da umut veriyor.
Ama, artık herhalde, kapsamlı bir planlama geçmişi olan
Ankara’mızın planlı, programlı ve uzun soluklu uygulamalara gereksinimi olduğu
da gözle görülür bir gerçek..
Küreselleşen, küçülen dünyada gerçek yerimizi almamızı
sağlayacak senaryolara, stratejilere, kent politikalarına ve planlamalara
gereksinimi var, Başkent Ankara’nın.
Hem de bunlar, her Belediye’nin kendi başına altından
kalkabileceği işler değil, bir araya gelinip, ortaklaşa politikalar üreterek ve
uygulamaları el birliği ile yaparak gerçekleşebilecek hizmetler..
Örneğin; “Yeşil Politika” geliştirilmesi
gerekli; tüm plan ve projelerin, kentin doğal ve kültürel/tarihsel çevre
değerlerinin korunması ve geliştirilmesine yönelik olarak yeniden ele alınması
gerekli..
Yeşil politika dediğim, çevresel kaliteyi arttırmaya yönelik uygulamalar.. Örneğin, ulaşımda toplu taşın sistemlerinin geliştirilmesi, dolmuşların/otobüslerin azaltılması, yaya bölgeleri oluşturulması, “ekolojik kent merkezi ve yerleşim dokularının” planlanması, çevre duyarlı olarak tüm vadiler, akarsu havzalarının ele alınması, Ulus Tarihsel Kent Merkezi, Ankara Kalesi ve çevresi başta olmak üzere, kültür ve doğa varlıklarımızın korunması ve geliştirilmesine yönelik çağdaş politikalar..
![]() |
Korunması
Gerekli Ankara Kalesi
Yaşam çevrelerimizin, imarlı imarsız, gecekondu, ayrımı
yapılmaksızın teknik, sosyal donatı ve yeşil alan eksikliklerinin giderilmesine
yönelik politikalar, planlamalar, uygulamalar..
Hava kirliliğini azaltacak, su ve toprak kirliliklerini
azaltacak, gürültü ve görüntü kirliliklerini azaltacak politikalar; “Yeşil/Çevre
Politikaları” dır.
Sosyal ve kültürel ağırlıklı, toplumsal, kentliye yönelik
hizmetlerini en üst düzeye çıkaracak, kentli ile barışık, sivil toplum
örgütleri ile barışık, birlikte çalışabilen
Belediyelerimiz olmalı, diye düşünüyorum. Sokaklarımızda, kaldırımlarımızda rahat yürünmeli, sürekli kaldırım
yapmayan, büfeleri ve durakları sürekli değiştirmeyen, çöpleri doğru dürüst toplanan,
gürültüsü az, sorunları az, yaşanabilir bir kent için çalışmalı “Yeşil Belediyeler” ..
Daha aydınlık, daha güvenli, daha az kurşunlu ekzos
solunan, daha çok aktif yeşili olan, daha çok kültürel ve sportif alanları
olan, daha az arsa vurgunculuğu (spekülasyonu) olan, sürekli yıkılıp çok katlı
olarak yenilenmeyen bir Başkent için çalışmalı, Belediyelerimiz.
Ve de, biz de onlara daha çok yardımcı olmak ve de daha
iyi bir kentli, daha iyi bir Ankaralı olmak için çaba göstermeliyiz..
Söylemesi kolay olsa da, yapılması zor olsa da; açık, şeffaf, demokratik, özerk ve çağdaş bir belediye oluşturabilecek bir belediye yönetimi ve belediye başkanları seçmeliyiz Ankara’mıza..
Kışa dikkat, çukurlara da ..Kalın sağlıcakla..
Doç.Dr.
Mehmet TUNÇER
Geçtiğimiz aylarda – kısmen sürüyor- Eskişehir Yolu’nda yaşadığımız yol genişletme, köprü boyu uzatma, istinat duvarlarını kaydırma, yaya köprülerini esnetme, ağaçları tayin etme vb. çalışmalar esnasında yaşadığımız kentli olmanın, Ankaralı olmanın en güzel anlarını sizinle paylaşmak istiyorum...