Dünya Su Haftası’nda BM İklim Değişikliği Konferansı’na İlişkin Bildiri Yayımlandı

e-Posta Yazdır PDF

 

3.09.2009

 

Stockholm Uluslararası Su Enstitüsü (SIWI) tarafından her yıl Stockholm’de düzenlenen Dünya Su Haftası bu yıl 16-22 Ağustos 2009 tarihlerinde, 130 ülkeden yaklaşık 2500 katılımcıyla gerçekleştirildi. “Su: Küresel Değişime Cevap Vermek” temasıyla düzenlenen Dünya Su Haftası boyunca gerçekleştirilen etkinliklerle, küresel ölçekteki su krizine yönelik yeni bilimsel ve politik yaklaşımlar oluşturulması amaçlandı; katılımcılar iklim değişikliğinin su kaynakları üzerinde yarattığı baskı ve riskleri vurguladılar. Dünya Su Haftası, dünyanın farklı bölgelerinden bilimsel, ticari ve kamusal tarafları, suyla ilgili konularda bilgi ve görüş alışverişi yapmak üzere biraraya getiren en büyük etkinlik olarak biliniyor.

Günümüzde dünya genelinde 2,3 milyar insanın temiz suya erişimi bulunmuyor. Tüketim alışkanlıklarımızın mevcut şekilde devam etmesi durumunda, 20 yıl sonra temiz suya erişimi olmayan insan sayısının dünya nüfusunun yarısına eşit olacağı ifade ediliyor.

logo

Dünya Su Haftası'ndaki değerlendirmeler sonucunda yayınlanan Stockholm Bildirisi, Aralık ayında Kopenhag’da gerçekleştirilecek BM İklim Değişikliği Konferansı'na çeşitli mesajlar iletiyor. Aşağıda, bildirinin Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından sağlanan Türkçe çevirisine ulaşabilirsiniz.

Bilgi için:
www.worldwaterweek.org

 

Stockholm Bildirisi:
Dünya Su Haftası’ndan İklim Değişikliği Konferansı’na

Giriş
İklim değişikliği şu anda gerçekleşmekte ve var olan küresel sorunları daha da karmaşıklaştırmaktadır. Su kaynaklarının geleceğini garanti altına almak için, iklim değişikliğine karşı alınacak tedbirler konusunda -gerek iklim değişikliğini azaltma gerek değişikliğe adaptasyon açısından- küresel çapta güçlü ve adil bir anlaşmaya varılması önemli bir ihtiyaçtır. Bu nedenle Aralık 2009’da Kopenhag’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na hazırlık amacıyla sürdürülen görüşmeler, küresel su kaynakları için çalışan topluluk için de büyük önem taşımaktadır.

Suyun önemi hem Kopenhag Konferansı sonucunda yayımlanacak Kopenhag Anlaşması’nda, hem de konferansı izleyecek süreçlerde doğru ölçüde ve hak ettiği şekilde yansıtılmalıdır. Son aylarda bu amaçla, Toprak ve Su Yönetiminde İklim Değişikliğine Adaptasyon Diyalogu, İstanbul’daki 5. Dünya Su Forumu ve İklim Değişikliği Görüşmeleri gibi çeşitli çabalar gösterildi.

Bu çabalara paralel olarak ve küresel topluluğun iklim değişikliğine cevap verebilmek için yeterince hazırlıklı olmasına duyulan acil ihtiyaç çerçevesinde, Stockholm’den Kopenhag’a aşağıdaki mesajlar iletilmektedir:

  • Su, iklim değişikliğinin etkilerinin hissedileceği temel alanlardan biridir. Su kaynaklarını verimli biçimde kullanmak, hatta uluslarüstü düzeyde Entegre Su Kaynakları Yönetimi’ne başvurmak gibi yöntemler, iklim değişikliğine adaptasyonu planlama ve uygulama açısından çok önemlidir. Bu şekilde toplum, ülke ve bölgelerin iklim değişikliğine direnci artacaktır;
  • Adaptasyon, sürdürülebilir kalkınmanın ve yoksulluğun azaltılmasının ön koşuludur. Bu nedenle adaptasyon tedbirlerinin, daha kapsamlı kalkınma hedef ve amaçlarıyla –Milenyum Kalkınma Hedefleri dâhil– doğru biçimde entegrasyonu gereklidir;
  • Doğru adaptasyonun anahtarı su yönetiminin toprak ve orman yönetimiyle entegrasyonudur. Nairobi’de imzalanan, İklim Değişikliğine Adaptasyon için Entegre Toprak ve Su Kaynakları Yönetimi Bildirisi’ni kuvvetle destekliyoruz. Aynı şekilde su alanındaki adaptasyonun, küresel çapta süren iklim değişikliğini azaltma girişimlerini destekleyebileceğini ve desteklemesi gerektiğini vurguluyoruz;
  • Ekosistemin korunması ve sürdürülebilirliği, adaptasyon ve insan kalkınması açısından temel önemdedir. Bu nedenle su ve diğer doğal kaynakların korunması ve restorasyonuna yönelik gayret ve yatırımların, adaptasyon çabalarının önemli bir parçası olduğunu ve güçlendirilmesi gerektiğini savunuyoruz;
  • Nitelikli bilgilerin daha etkin şekilde paylaşılması iklim değişikliğine karşı verilecek tepkiyi güçlendirecektir. Özellikle su ve iklim alanında çalışanların, başka bir deyişle su ve iklim topluluklarının, küreselden yerele ve yerelden küresele araştırma ve pratiğin her düzeyinde, ellerindeki bilgiyi daha fazla paylaşması büyük bir ihtiyaçtır.
  • Başarılı bir adaptasyon uygulamasında hassaslık değerlendirmeleri ve risk yönetimi büyük önem taşır. İklim değişikliğinin toplumlar ve ekosistemler üzerindeki etkilerinin en fazla nerede ve nasıl hissedileceğinin su döngüsü bağlamında değerlendirilmesi, erken müdahale alanlarının, yani “sıcak noktalar”ın belirlenmesine katkıda bulunacaktır. Bunlar kurak bölgeleri, büyük ölçüde yeraltı suyuna bağlı alanları, küçük adalar üzerinde kurulu gelişmekte olan ülkeleri, alçak seviyeli deltaları ve kırılgan dağlık bölgeleri kapsar.
  • Yeni ve ek maddi kaynaklar şarttır. Hassas gruplar ve ekosistemler için adaptasyon stratejilerinin geliştirilmesini desteklemek üzere ek fonlar oluşturulması büyük bir gerekliliktir. Öncelikle iklim değişikliğinden şimdiden etkilenen düşük gelirli, hassas ülkelere destek olmak üzere maddi kaynakların seferber edilmesi, ardından da sürmekte olan iklim görüşmelerinin parçası olarak, güçlü kaynakları bulunan bir mekanizma kurulması gereksinimi vardır. 

Gelecekteki Adımlar
Küresel su ve iklim topluluklarından, Kopenhag Konferansı’nın ötesine bakmalarını ve diyalog içerisinde, su ve adaptasyon konusundaki kolektif çabaları destekleyecek küresel mekanizmaları güçlendirmelerini istiyoruz. Bu çalışmalar, gelişmekte olan ülkelerdeki adaptasyon tedbirlerini destekleyen teknoloji ve bilgilerin daha iyi paylaşımı, kapasite oluşturulması için aktif destek sunulması ve daha fazla finansmana ulaşımın kolaylaştırılması gibi tedbirleri kapsamalı, ama bunlarla da sınırlı kalmamalıdır.

Son olarak su topluluğu, karşımızdaki büyük kalkınma sorunlarını çözmek için iklim, su ve kalkınma toplulukları arasındaki kurumsal işbirliğini her düzeyde güçlendirmeye ve bunu daha kolektif çalışmayı sağlamaya uygun mekanizmalar ve kurumsal düzenlemelerle gerçekleştirmeye kararlı olduğunu beyan eder.

Stockholm, 21 Ağustos 2009

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile