Ankara’nın 14 Yıllık Ulaşım Politikası: Şoför Mahalinden Trafik Yönetimi

e-Posta Yazdır PDF

Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4

Eser Atak Eylül 2008

Ankara'nın yolları 14 yıldır şantiye görünümünden kurtulmamaktadır. Bunun temel nedeni, Belediye yönetimi tarafından üç dönemdir uygulanmakta olan yol genişletme ve katlı kavşak yapımına dayanan ulaşım politikasıdır. Bu sistem, kentin bütününü gözetmeyen, noktasal çözümlere dayalı, gelişmiş ülkelerde 40 yıl önce terk edilmiş olan "geleneksel yaklaşım"dır.

 

Katlı kavşak yapımıyla bir noktada yaratılan serbest akım, talebi artırarak diğer bir kavşakta daha fazla tıkanıklılığa yol açmakta, yani trafik tıkanıklığı bir kavşaktan diğerine ötelenmektedir. Ankara'da da bu genel kural değişmemiş, yapılan katlı kavşaklar ve yollar ancak kısa süreli bir rahatlatma yaratmış ve yol üzerindeki bir sonraki kesişimde daha fazla tıkanıklığa yol açmıştır. Büyükşehir Belediyesi, önce trafiği kendisi yaratmakta, sonra da bu trafiği çözmek adına yeni kavşak yapımlarına girişmektedir. Bu, yıllardır böyle sürmektedir ve sonu yoktur.

 

1.jpg

Taşıt trafiğini veri alan ulaşım politikası

 

 

 

Sabah Gazetesi- 16.10.2003

2.jpg

Belediye yönetimi trafik sorununu sadece ‘şoför mahali' içinden görmektedir. Sınırlı kaynaklar, sadece bireysel ulaşım(araç ulaşımı) talebi için harcanmakta, toplu taşıma sistemlerinin hızı, konforu ve yaygınlığının artırılması için yatırımlar yapılmamaktadır. Toplu taşıma sistemlerinin cazibesini yitirmesi, normalde işe gidiş gelişlerinde toplu taşımayı tercih edebilecek kişileri bile otomobil kullanmaya yönelterek taşıt trafiğini artırmaktadır. Yayalar ve yaya ulaşımı trafik sistemi içinde en son sırada yer almakta, trafiğin bir parçası olarak bile görülmemektedir.

Toplu taşımaya yatırım yapılmamış, yeni yaya bölgeleri oluşturulmamıştır

Ankara'da raylı sistemler Belediye tarafından 14 yıldır hemen hemen hiç desteklenmemiştir. Ulaşım Ana Planı'na göre her yıl 4-5 kilometre yeni raylı sistemin, işletmeye alınması hedeflenmekteydi. Ancak 7 yıl boyunca raylı sistem adına Ankara'da hiçbir girişim ve çalışma olmamıştır. 1 kilometre yeni raylı sistem işletmeye açılmamıştır. Oysa, 1994 seçimlerinden sonra "milli görüş"çü belediyelerin her Mart ayında Ankara Altınpark'ta "Belediyeler Bayramı" adıyla yaptıkları etkinlik ve fuarlarda, Kızılay-Dikmen ve Kızılay-Keçiören arasına yapılması düşünülen "hava metrosu"nun ışıl ışıl maketleri, halkın beğeniyle izlediği standları süslüyordu. 2001'e gelindiğinde ise Ankara Ulaşım Ana Planında öncelikli hat olmamasına rağmen Batıkent- Sincan metrosu inşaatına başlanmıştır. 2004 yerel seçimlerinin hemen öncesinde de Keçiören ve Çayyolu güzergâhlarının inşa çalışmalarına başlandığı görülmüştür. Ancak bu üç metro hattına da kaynağı sağlanmadan başlandığı için çok ağır ilerlemekte, ne zaman işletmeye alınacağı ise bilinmemektedir.

 

Sabah Gazetesi- 13. 03.2003

3.jpg

 

 

Toplu taşımacılık alanında bu dönemde yapılan iki olumlu gelişme EGO otobüs ve raylı sistemleri için 45 dakika içinde tek biletle aktarma olanağı sağlanması ve 60 yaş üzerine ücretsiz seyahat hakkı verilmesidir. Bunun dışında otobüs sistemininbilet fiyatında en pahalı Büyükşehir haline gelmiştir. Dünya Başkentleri ile yapılan karşılaştırmada ise Ankara'nın Amsterdam'dan %75, Atina'dan %55, Madrid ve Paris'ten 2 kat daha fazla ulaşım ücretine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Üstelik bu ücretler milli gelirden bağımsızdır. konforunun artırılması, tarifesinin iyileştirilmesi, yenilenmesi, yaygınlaştırılması, diğer ulaşım türleriyle bütünleştirilmesi, daha modern sistemlerin geliştirilmesi, ya da bilet fiyatının ucuzlatılması yönünde bir çalışma görülmemiştir. Hatta 2005 yılında ulaşıma yapılan zamla, Ankara

Belediye yönetimince bu dönemde ne kent merkezinde, ne de konut alanlarında yeni yaya bölgesi oluşturulması adına da hemen hemen hiç çalışma yapılmamıştır. Kızılay'da 80'li yılların başında oluşturulmuş olan yaya bölgelerine yeni ekleme olmamış, tarihi kent merkezi Ulus da aynı kaderi paylaşmıştır. Yapılan tek olumlu uygulama, mevcutta zaten yaya bölgesi olan İzmir Caddesi'nin yeni bir kentsel tasarım projesi kapsamında düzenlenmesi olmuştur.

Belediye Yönetimince toplu taşımacılık ya da ulaşımda çağdaş uygulamalarla ilgili üç dönemdir hatırda kalacak bir bilimsel etkinlik ya da çalışma da gerçekleştirilmemiş, yayın çıkarılmamıştır. Hatta EGO bünyesinde geçmiş yıllarda düzenli olarak yapılmakta olan kentiçi yolculuk istatistikleri de artık yapılmamaktadır.

Taşıt odaklı yaklaşımların yol açtığı tahribat ve zararlar

Yapılan katlı kavşak ve ulaşım altyapıları nedeniyle kentin dokusu bozulmakta,  otomobil kullanım oranının yükselmesi nedeniyle benzin tüketimi, enerji kullanımı, hava kirliliği, trafik kazaları, ulaşım maliyeti ve otopark sorunları katlanarak artmaktadır. Kent, yol ve kavşakların hâkimiyetine girmekte, yaya alanları ve kaldırımları azaltılmakta, toplu taşıma ve yaya ulaşımı gibi diğer hareket biçimleri sürekli dışlanan taraf olmaktadır.

 

4.jpg

Öte yandan, yapılan katlı kavşaklar sonucu en fazla zararı gören kesim yayalaren fazla yaya ölümlerinin gerçekleştiği kanlı yol kesimleri durumundadır.  olmaktadır. Daha önceki durumda ışıklı hemzemin geçitler yoluyla karşıdan karşıya geçme olanağı olan yayaların, yapılan katlı kavşakların yol açtığı kesintisiz akım nedeniyle hareketleri büyük ölçüde kısıtlanmakta, yayaların kullandığı hemzemin geçitler kaldırılmakta, karşıdan karşıya geçmeleri tehlikeli ve çok güç duruma gelmekte ve can güvenlikleri çok olumsuz etkilenmektedir. İstanbul Yolu, Konya Yolu, Eskişehir ve Samsun Yolu gibi bazı çevre yollarında, yapılan katlı kavşak ve yol genişletmeleri nedeniyle trafik hızlandırılmış, ancak yayalar için hiçbir tedbir alınmamıştır. Bu yollar şu anda

Bilim ve planlama dışlanmıştır

Bugüne kadar yapılan katlı kavşaklar, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Ulaşım Planlama birimince hazırlanan ve 1994'te onaylanan Ankara Ulaşım Ana Planına da aykırıdır. Bu planda öngörülen "toplu taşımacılığın geliştirilmesi" hedef ve ilkelerinin tamamen dışında uygulamalardır. Bugüne kadar Ulaşım Ana Planı'nda öngörülen otobüs öncelikli şeritlerin ayrılması ve Ulus ve Kızılay'ın yaya öncelikli düzenlenmesi için çalışmalar yapılmamıştır. 1998 yılında Belediye tarafından yaptırılan Ankara Trafik ve Ulaşım İyileştirme Etüdü planında bulunan otobüs sisteminin hızının ve etkinliğinin artırılmasına yönelik öneriler de yine uygulanmamıştır. Bu bilimsel çalışmalar, konusunda yetkin şehir plancıları ve ulaşım uzmanları tarafından hazırlanmıştır; ancak ne yazık ki Ankara Büyükşehir Belediyesi yönetimi, bilimselliği önemsemediği için bu planları rafa kaldırmıştır.

Ayrıca, yapılan bu kavşaklar için yine vergilerimizle yarattığımız trilyonlarca liralık kamu kaynağı savurganca harcanmaktadır. Katlı kavşaklar trafik sorununun tek çözümü gibi yıllardır dayatılmaktadır. Katlı kavşak yapılması dışındaki çok daha ucuz ve kenti tahrip etmeyen ulaşım planlaması çözümleri gündeme bile gelmemektedir. Kaldı ki katlı kavşakların trafik için çözüm değil, orta ve uzun vadede çözümsüzlük unsuru oldukları, yaşanan tecrübelerle açık bir gerçeklik olarak ortada durmaktadır. Akay katlı kavşağı için bugünkü fiyatlarla, harcanan para 100 trilyonun üzerindedir. Tek kavşak için harcanan bu parayla kamu toplu taşıma otobüslerinin çoğunu yenilemek ve trafiği çok daha akılcı çözümlerle yönetmek mümkündür.

Sabah- 03.11.2004

5.jpg

 

 

 

6.jpg

Belediye neden çağdaş yaklaşımları dışlıyor?

Büyükşehir Belediyesi yönetiminin ulaşım politikalarında çağdaş yaklaşımları dışlamasının temelinde yönetim anlayışı ve politik görüşü yatmaktadır. Bu görüş, kenti bir yaşam alanı olarak değil, rant alanı olarak görmekte; bilimi ancak çok sınırlı olarak ve ancak kendi çıkarlarına hizmet edecek biçimde kullanmakta; katılımcılıktan ve şeffaflıktan uzak durmayı tercih etmekte; popülist yaklaşımları benimsemektedir. Toplumsal yapı da bunun devamına uygun ortam ve desteği sağlamaktadır.  Aşağıda sıralanan nedenler bu temel görüşle şekillenmektedir.

- Bilimin dışlanması

Belediye yönetimince çağdaş uygulamalar gayet iyi bilinmekte, ancak politik olarak uygulanmamaktadır. Bugün Ankara'da kent içi ulaşımın, daha da ötesinde kent planlamanın bir bilim olduğu reddedilmiş durumdadır. Ulaşım planlamasına ait kararlar alınırken, çoğunlukla belediye bünyesinde bulunan ulaşım uzmanı ve plancıların görüşlerine başvuru gereği bile duyulmamaktadır. Çünkü bilim reddedilmekte ve tam bir keyfilik hüküm sürmektedir. Ulaşıma dair kararlar Belediye meclisinde "önerge" yoluyla kabul edilmekte ve planlara "işlettirilmektedir".

-  Demokratik olmayan yönetim

Bugün Belediye yönetiminde "tek adam" dönemi yaşanmaktadır. Bu tek adamlık sadece kararların uygulanıp uygulanmayacağına hükmetme değil, bizatihi kentteki projelere karar verme sürecinde de yaşanmaktadır. Belediye başkanının kendi bilgi ve düşünce sınırları içinde oluşturduğu her tür projesi sorgusuz sualsiz kabul görmekte ve yerine getirilmek zorunda kalınmaktadır. Karşı çıkanlar zaten yönetim çevresinde yer alamamaktadır. "Her şeyi ben daha iyi bilirim" megalomanisi, "aşırı hırs" ve "hakir görme" biçimindeki kişilik yapısı tüm kararlara zuhur etmektedir.

- Hızlı ve kolay yapılabilen gözde anıtsal yapılar

Ulaşımda katlı kavşakların Belediye yönetimi tarafından tercih edilmesinin diğer bir önemli nedeni, bu kavşak yapılarının ‘ne kadar çok iş yapıldığının' simgeleştirildiği bir tür anıtsal yapı olarak görülmesidir. Yollardan geçen tüm Ankaralılara bu yapılanlar gururla(!) ‘gösterilmektedir'. Ankaralılar Belediyeyi hep ‘çalışırken', ‘inşa ederken' görmekte ve takdir etmektedir! Ayrıca bu yapılar 2-3 ayda bitirilebildiğinden kısa sürede sonuç vermektedir. Yapılan her kavşak, çok sayıda açılış yapılmasına olanak sağlayan kullanışlı bir araca dönüşmekte, Bakanların davet edildiği havai fişekli, konserli açılışlar bu yatırımların halk gözünde saygınlık ve değerini artırmaktadır.

Öte yandan bu ulaşım yatırımları, ulaşım sistem yönetimleri ya da raylı sistemler gibi önemli bir teknik bilgi birikimi ve uzmanlık gerektirmediğinden, sadece yol projesinden anlayan yerli inşaat şirketlerince kolayca yapılabilmekte ve işletme gibi bir sorunu bulunmamaktadır.

 

Sabah Ankara- 29.09.2003

7.jpg

 

 

-  İhale sistemindeki yeri

Belediyenin ihale sistemi içinde kavşaklar ve yol yapımları önemli bir yere sahiptir.  Bu kavşak inşaatlarının ihaleleri küçük bölümlere ayrılabilmekte ve pek çok ayrı iş kalemi, Kamu İhale Kurumu'nun denetimine ‘takılmadan' farklı firmalara rahatlıkla yaptırılabilmektedir.

- Arabayı sevme

Belediye başkanının arabaya aşırı düşkünlüğü de bu politikaların ısrarla uygulanmasında önemli bir etken olduğunu düşündürtmektedir. 12 yıldır Belediye Başkanı sokaklarda yürürken pek görülmemiştir. Hatta yapılan büyük parkları bile misafirlerine ‘akülü golf arabasıyla' gezdirdiği basından izlenmiştir.

-  Politik riski yok

Taşıt öncelikli bu politikalar, yayalar dışında tepki çekeceği kentli cephesine de sahip değildir. Çoğunluğun hoşuna gitmektedir. Yayalar da çoğunlukla zaten yoldan geçmeye çalışırken öldükleri ya da sakat kaldıkları için bu toplumsal muhalefeti oluşturacak takate sahip değildir... Dolayısıyla özel araçla ulaşıma kısıtlamalar getirmeyen ve çoğu kimsenin huzurunu bozmayan bu politikaların, toplumsal muhalefet ve politik risk oluşturma ihtimali bulunmamaktadır.

Ulaşımda çağdaş ve doğru çözüm ne?

Kentlerin daha yaşanabilir olması ve sürdürülebilir bir ulaşım için mekânı ve çevreyi tüketmeyen ulaşım politikalarının uygulanması gerekmektedir. Bunun için de, öncelikle kent içi ulaşımda arazi kullanım kararlarından başlamak üzere hareketliliği azaltıcı ulaşım ve yerleşim kararları verilmelidir. Konut ve işyerlerinin birbirine yakın olması, karma kullanım, bölgesel merkezler oluşturma, toplutaşım akslarına belli uzaklıkların dışında yerleşim alanı açılmaması bu politikanın temel ilkeleridir. İkincisi, ulaşım talebindeki hareketlilikte araç değil, insan taşımak öncelikli hedef olarak ortaya konulmalıdır. Toplutaşım sistemlerinin hız, konfor ve hizmet düzeyinin geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi, otomobil ulaşımına belli kesimlerde kısıtlama getirilmesi, merkezde otopark arzını sınırlandırma ve ücretlendirme politikalarıyla insan taşımayı teşvik etmek, dolayısıyla mevcut ulaşım altyapısını en verimli biçimde kullanmak amaçlanmalıdır. Toplu taşıma, kentlerimizin mekansal sınırlılığı, kamu kaynaklarımızın azlığı ve artan nüfus gerçekliğinde kent içi ulaşımda ucuz, verimli, kalıcı ve akılcı tek çözüm olup, ulaşım yatırımları bu alana yönlendirilmelidir. Hareketlilik türlerinde ise sırasıyla hareket kısıtlı kişiler, yayalar, bisikletliler, toplutaşım, ticari araç, otomobil ve otopark, çağdaş yaklaşımların öncelik sıralamasını oluşturmalıdır.

Ankara Büyükşehir Belediye yönetimi, aynı sorunları yaşamış ve katlı kavşakların çözüm olmadığını görmüş olan batılı ülkelerin çoktan terk ettiği bu yaklaşımlardan vazgeçmelidir. Toplu taşımacılığı geliştirmeye yönelik 'bilinen' çağdaş yaklaşımlar uygulanmalı, yaya ulaşımı ve yaya güvenliği önemsenmeli ve trafikte yaya hakları mutlaka gözetilmelidir.

Bu yaklaşımlar, Belediye tarafından çeşitli zamanlarda hazırlanmış ancak, şu anda uygulanmayan Ulaşım Etütlerinde fazlasıyla vardır. Çağdaş yaklaşımların uygulanabilmesi için ihtiyaç olan tek şey, planlamayı, bilimselliği ve kentin yaşanabilirliğini önemseyen bir belediye yönetimi anlayışıdır.